Türkiye’nin de dahil olduğu 46 ülke Kolombiya’daki Fosil Yakıtlardan Çıkış Zirvesine katılacak. 24-29 Nisan tarihleri arasında Kolombiya’nın liman kenti Santa Marta’da düzenlenecek olan zirve, dünyanın gezegeni ısıtan petrol, kömür ve doğalgaza olan bağımlılığını sona erdirmeye kararlı uluslardan oluşan uluslararası bir koalisyonu sağlamlaştırmayı amaçlıyor. Kolombiya Çevre Bakan Vekili Irene Vélez Torres yaptığı açıklamada; konferansın, hidrokarbon üreten ulusları fosil yakıt tüketicileri ve iklim krizinin ön saflarında yer alan ülkelerle bir araya getirmesi bakımından enerji dönüşümü için “eşi benzeri görülmemiş bir fırsat” sunduğunu belirtti. Artık Türkiye’yi kömürden çıkmış görmek istiyoruz.
Türkiye’nin en değerli zeytinyağı üretim alanlarından birisi olan İzmir’de bulunan Orhanlı köyünde yapılması planlanan Jeotermal Elektrik Santrali (JES) ve 23 jeotermal sondaj kuyusu, Güneş Enerji Santrali (GES) ve Rüzgar Enerji Santrali (RES) projesi karşısında, köylülerin mücadelesi devam ediyor. Birçok dava dahilinde köyü ziyaret eden 6. bilirkişi heyetinin de, özel bir şirket tarafından hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunu bilimsel ve teknik açıdan yetersiz bulması üzerine, 5. İdare Mahkemesi ara kararında bir bilirkişi heyeti daha görevlendirdi.
Yine JES. Muş- Varto ilçesine bağlı Küçüktepe, Çalıdere, Köprücük, Güzelkent ve Teknedüzü köylerinde yaşayan yurttaşlar, bölgede planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine tepki gösterdi. Köylüler, JES’in doğayı, hayvancılığı ve kutsal alanlarını yok edeceğini belirterek projeye karşı çıktıklarını duyurdu. Pirha’da yer alan habere göre, JES projesine tepki gösteren yurttaşlar, toprağın, suyun ve havanın zehirleneceğini, hayvancılığın biteceğini ve Alevi inanç mekânlarının yok olacağını söyleyerek projeye izin vermeyeceklerini ifade etti.
Bingöl’de Göynük Çayı üzerine yapılması planlanan Hidroelektrik Santral (HES) projelerine karşı düzenlenen yürüyüşte "Şimdi devlet ormanımıza, toprağımıza göz koyup; göz koyanlara karşı susarak halkın hareketini başlatıyor" denildi. Bingöl’de Göynük Çayı üzerine planlanan Hidroelektrik Santral (HES) projelerine karşı yurttaşlar kitlesel yürüyüş düzenledi. Sekeran Dayanışma Platformu öncülüğünde Hacı Hıdır Camisi önünde toplanan kalabalık, pankart ve sloganlarla Kent Meydanı’na yürüdü. Eyleme çevre köy muhtarları ve sivil toplum temsilcileri de katıldı.
Bursa’nın Kestel ilçesinde faaliyet gösteren bir tekstil fabrikasının kapasite artırımına gitmesi ve çevreye verdiği kirlilik nedeniyle mahalleli yürüyüş ve basın açıklaması yaptı. Kestel Çevre Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen Kestelliler, Fabrika önünde yaptıkları açıklamada “Zehir solumak istemiyoruz” dedi. Açıklamada, “Bir zamanlar Kestel; bağları, bahçeleri ve tertemiz akan dereleriyle doğa harikası olarak anılırdı. Günümüzde ise hava kirliliğinde en üst sıralarda yer almakta. Kara dumanlarla kirletilen havası, zehir akan dereleriyle anılmakta. Artık dört bir yanı sanayi ile çevrili olan Kestel’imizin ne yazık ki havası, doğası ve çevresi kirlenmiş, insanları zehirlenmekte” denildi.
Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Muğla Fethiye’de, yerel halkın “incimiz” olarak adlandırdığı Ayten Koyu yeni bir betonlaşma ve tahribat tehdidiyle karşı karşıya. Göcek Mahallesi Ayten Koyu mevkisinde 46 bağlama kapasiteli bir yat ve tekne iskelesi yapılması için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) tarafından halkın görüşüne açılması, bölgede büyük bir tepki dalgası yarattı. Projenin planlandığı Ayten Koyu, Muğla–Fethiye–Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde yer alıyor. Aynı zamanda Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 2011 yılında 3. derece doğal sit alanı ilan edilen bu bölge; orman alanı ve önemli doğa alanı gibi çoklu koruma statülerine sahip. Uzmanlar ve çevreciler, bu statüdeki bir alana inşa edilecek ticari bir işletmenin kirlilik yaratacağı ve doğal sit alanını geri dönülemez şekilde yok edeceği uyarısında bulunuyor. Koyu korumak isteyen bölge halkı ise alanda projeye karşı direnişe geçti.
Akbelen Ormanı civarındaki tarım arazilerinin kömür madenine açılmasına itiraz eden Esra Işık’ın tutuklandığı gün, ailesinin boş kalan evinde gizlice kamulaştırma keşfi yapıldığı ortaya çıktı. Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yürütülen dosya kapsamında, 31 Mart 2026 tarihinde İkizköy ve Karacahisar mahallelerinde toplam 148 taşınmaz için keşif kararı uygulandı. Esra Işık’ın annesi İkizköy Muhtarı Nejla Işık ve babası Ali İhsan Işık’a ait taşınmaz da bu karara dahildi. Ali İhsan Işık’ın avukatları Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca’ya göre, değer tespiti davasında, avukatların tüm taleplerine rağmen dosya UYAP sisteminde taraflara açılmadı. Mahkeme kaleminin “henüz dosya hazırlık aşamasında” beyanının hemen ardından, hafta sonu alınan bir kararla keşif günü belirlendi. 31 Mart’ta tarihinde, mülk sahiplerine ve vekillerine hiçbir tebligat yapılmadan eve girildi. Keşif kadar zamanlaması da tepki çekti. Esra Işık’ın tutuklama talebiyle hakim karşısına çıkarıldığı ve ailenin Milas Adliyesi’nde beklediği saatlerde, keşif heyeti boş eve girerek inceleme yaptı. Bölgedeki 148 taşınmaz arasından sadece Işık ailesine ait evin o gün seçilmesi, avukatlar tarafından “tesadüfle açıklanamayacak bir sindirme operasyonu” olarak tanımlandı.

